TIP EĞİTİMİ DÜNYASI yeni sayısını yayınladı. Sayı 41

 Tıp Eğitimi Dünyası’nın değerli okurları, Dergimizin 41. sayısıyla karşınızdayız.

Bu sayımızda dört adet araştırma makalesi yayınlıyoruz. İki makalemiz Atatürk Üniversitesinden geldi: “Öğrenciler Eğitimi Değerlendiriyor: Bir Eczacılık Fakültesi Uygulaması” ve “Öğrencilerin Hastadan iyi tıbbi öykü alma konusundaki görüşleri” başlıklı makaleler. Zekeriya Aktürk ve arkadaşlarının yazarı olduğu ve Tıp Fakültesi Tıp Eğitimi Anabilim Dalının Eczacılık Fakültesi ile birlikte yaptıkları eğitimi değerlendirme çalışması ortak bir çalışma ürünü olarak dikkate değer. Zeliha Cansever ve arkadaşlarının öykü alma konusundaki çalışması ise tıp fakültesi 3. sınıf öğrencilerine uygulanan tek oturumluk bir eğitimin öncesi ve sonrası karşılaştırmayı vermektedir.Sonuçlar genellikle olumlu olup bu tek oturum sonunda en önemli kazanım olarak konuya bir farkındalık oluştuğu görülmektedir. Etkileşimli sunum tekniği kullanılarak yapılan eğitimden daha yüksek beklentiler olmamakla birlikte elde edilen sonuçlar bir başka açıdan da değerlendirilebilir: öğrenciler klinik stajlara başlamadan hemen önceki bu dönemde hastayla görüşme ve öykü almanın “göründüğü kadar kolay olmadığını” belirtmektedirler: Buradan hareketle bu konunun yalnızca kuramsal değil uygulamalı olarak da eğitimde yerl alması gerekliliği çıkartılabilir. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinden Yeşim Şenol ve arkadaşlarının “Öğrencilerin standart hasta uygulaması hakkındaki görüşleri: birinci yıl sonuçları” konulu çalışmaları aynı konudaki bir başka uygulamanın sonuçlarını vermektedir.Öykü alma becerisini geliştirmek için yine dönem 3 öğrencilerinin standardize hastalarla yaptıkları uygulamaların memnuniyet düzeyleri oldukça yüksek bulunmuştur. Bu son iki çalışma birlikte değerlendirildiğinde dönem 3 öğrencilerinin bütün ders yılı boyunca yaptıkları uygulamalı eğitim ile tek oturumluk eğitimin farkı çok çarpıcı olarak görülmektedir. Değişik fakültelerin benzer konulardaki farklı uygulamalarının dergimizin aynı sayısında yer almasının tıp eğitiminin geliştirilmesine ayrıca katkı sağlayacağını düşünüyor ve umuyorum. Öğrenciliğinden başlayarak hem ulusal hem de uluslararası düzeyde tıp eğitimi çalışmalarının içinde yer alan Ahmet Murt ile çalışma arkadaşlarının “Uzmanlık Eğitimi’nin Bileşenleri Arasında Oluşturulan Kurumsal İletişim Modeli ve Etkileri” başlıklı makaleleri Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde uygulanan bir modelin olumlu sonuçlarını belirtmektedir. Uzmanlık öğrencileriyle fakülte yönetiminin yalnızca anketler değil karşılıklı görüşmeler ve e-posta gibi birden fazla yolla iletişim içinde bulunmasının önemli bir örnek oluşturduğu kanısındayım. Dergimizin yalnızca mezuniyet öncesi değil mezuniyet sonrası ve sürekli tıp eğitimi, sürekli mesleki gelişim alanlarındaki çalışmalara da açık olduğunu bir kez daha belirtiyor ve ilgilerinizin artarak sürmesini diliyorum.

Saygılarımla

Prof. Dr. Sabri Kemahlı Baş Editör